Hakkımda

Fotoğrafım
Istanbul, Turkey
AV. MERVE GÜRCAN 60.Yıl Anadolu Lisesi 1996 yılı, Dokuz Eylül Hukuk Fakültesi 2000 yılı, Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım 2010 yılı mezunudur. Medeniyet Üniversitesi Tıp Hukuku Yüksek Lisans 2014 YABANCI DİLLER;İngilizce, Almanca İletişim: merve@mervegurcan.av.tr https://twitter.com/mervethemermaid https://www.facebook.com/AVMERVEGURCAN iletişim: 02165500664

1 Kasım 2013 Cuma

Neden dolandırılıyoruz?

Neden dolandırılıyoruz?
Prof. Dr Canan Karatay’ın başına gelen durum gerçekten çok üzücü. Son zamanlarda bu tip dolandırıcılıklar çok arttı. Bunun defalarca haber olmasına, internette paylaşılmasına rağmen bu kadar eğitimli insanların bile buna aldanmaları şaşırtıcı.
Ancak hepimiz insanız, dalgın, yorgun, üzgün olduğumuzda ya da sadece herkesi kendimiz gibi iyiniyetli sandığımızda aldanabiliriz.
Beni de geçen yıl aynı şekilde telefonla arayıp fonda telsiz sesi dinleterek karakoldan aradığını söyleyen ve polis olduğunu iddia eden bir kişi telefonumun sim kartının kopyalandığını ve terörist kampında kullanıldığını iddia ettiğinde, avukat olduğumu ve bana yazılı tebligat yapmaları halinde savcılığa giderek durumu araştıracağımı söyledim. Sinkaflı bir küfür ederek telefonu yüzüme kapattı. Aynı olay daha sonra da benzer şekillerde 2 kez daha tekrarlandı, yani dolandırıcılar bu işi meslek edinmiş kişiler.
Dolandırılmamak için öncelikle vatandaşların her zaman uyanık olmaları gerekli. Nasıl mı? Eğer yukarıda anlattığım ya da Canan Hanım’ın başına geldiği şekilde bir telefon ile karşılaşırsanız hiçbir surette kimlik, kredi kartı, adres gibi kişisel bilgilerinizi vermeyin. Size yazılı olarak tebligat yapmalarını isteyin.
Bunun için adresinizi bile vermeyin, arayan gerçekten resmi bir görevli ise telefonunuzu bulduğu gibi adresinizi ve kişisel bilgilerinizi de Mernis’ten kolaylıkla bulabileceğini hatırlayın.
İfadenize ya da bilginize gerçekten ihtiyaç duyulması halinde resmi ve yazılı bir tebligatla karakola ya da savcılığa davet edilirsiniz, çocuk parklarına değil.
Amerikan filmlerine özenip torba içinde parklara para bırakmayın.
Türkiye devleti çok şükür bu tip operasyonları ödediğimiz vergilerle karşılayabilir durumdadır. Vatandaşların ödeme yapmaları gerekirse de bu vergi ya da harç gibi makbuz karşılığı yapılır, diğer her türlü ödeme yasadışıdır.
Kaldı ki ceza davaları harca tabi bile değildir, herhangi bir şekilde mağdur olduğunuzda yapmanız gereken tek şey karakola ya da savcılığa başvurmaktan ibarettir. Unutmayın suçluları yakalamak sizin işiniz değildir.
Av. Merve Gürcan

4 Mayıs 2013 Cumartesi

ORTAK VELAYET

Türk Hukuk Sistemi’nde evlilik süresince velayeti anne ve baba birlikte kullanırlar. Boşanmanın en önemli sonuçlarından biri de çocukların velayeti ve velayet kendisine verilmeyen taraf ile çocuklar arasında kişisel ilişkilerin düzenlenmesidir. Bu konuda mümkün olduğunca çocukların yaşı, psikolojik ve fiziksel durumları ve en önemlisi menfaatleri göz önünde tutulmalıdır. Türkiye’de şu anda taraflar anlaşsalar dahi ortak velayet verilmesi mümkün değildir. Küçük çocukların velayeti genellikle anne şefkatine ihtiyaçlarının büyük olması nedeniyle anneye verilmektedir. Bu durum da özellikle çekişmeli boşanma davalarında baba ile ilişkilerini azaltmakta ve kötü yönde etkilemektedir. Medeni Kanunumuzun ortak velayete izin vermemesi, velayetin kamu düzeninden sayılması, yabancı mahkeme kararlarının tanınmasını ve yerine getirilmesini de engellemektedir. Ortak velayet, Amerika’da 33 yıldır uygulanmaktadır. Elbette her boşanma davasında ortak velayet kararı verilmiyor. Tarafların başvurusu üzerine, mahkeme uygun görürse bu yönde bir karar verebiliyor. Çocuk yine bir tarafta kalıyor ancak çocukla ilgili alınacak önemli kararlarda anne ve baba ortak karar veriyor. Kaldı ki ortak velayet kararı olsa bile çocuğun düzensiz bir şekilde anne ile babanın evleri arasında savrulması da önlenmelidir. Örneğin bir gün annede bir gün babada kalan çocuk ne ödevlerini doğru düzgün yapabilir, ne de derslerine konsantre olabilir. Planlamanın çocuğun menfaatlerine ve ihtiyaçlarına uygun yapılması, gerekirse psikolojik destek alınması zorunludur. İsviçre Medeni Kanunu’nda ortak velayet şu şekilde düzenlenmiş: “Hâkim, anne ve babanın ortak dilekçeleri ile talep etmeleri halinde, çocuğun yararı ile bağdaşması ve hâkimin onayına, çocuğun yükümlülüklerine katılmaları ve nafaka giderlerini paylaşımlarını belirten bir anlaşma sunmaları koşuluyla, velayet hakkının anne ve baba tarafından birlikte kullanılmasına karar verebilir” Kanımca mümkünse çocuğun ve bir psikologun da görüşleri alınmalıdır. Velayetin ortak kullanılması Almanya, Belçika ve Fransız Medeni Kanunlarında da düzenlenmiştir. Ortak velayetin sağlıklı yürüyebilmesi için her iki ebeveynin de birlikte hareket etmesi ve emek sarf etmesi gerekir. En uygun çözüm anne ve babanın birbirlerine ve çocuğun okuluna yürüyerek gidip gelecek kadar yakın mesafede yaşamalarıdır. Anne ve baba çocukla ilgili konularda sağlıklı iletişim kurabilmeli ve işbirliği yapmalıdır. Çocuk yetiştirmeye ilişkin fikir ve davranışları da birbirine uygun olmalıdır. Ortak velayet, her aile için uygun bir çözüm yolu olmayabilir. Özellikle çekişmeli boşanmalarda zaten hiçbir konuda anlaşamayan ebeveynlerin boşandıktan sonra da anlaşamamaları doğaldır. Sonuç olarak adı ister ortak velayet, ister başka bir şey olsun önemli olan boşanan eşlerin çocukları için en doğru olanı bulup bu konuda birlikte hareket etmeleri ve çocuğun menfaatlerini kendi tartışmalarından üstün tutmalarıdır. Avukat Merve Gürcan